Kırmızı kitap – Muhammet Kutlu

7 08 2009

http://tbn0.google.com/images?q=tbn:NsjcplNb-PFAxM:https://www.kitapzevki.com/resimlerim/kirmizikitap.jpg

Kırmızı kitap – Muhammet Kutlu

Dostlar,

Şimdi alışılmışı bir yana bırakarak sizinle dün bir oturuşta gece yarısına kadar okuduğum kitabı anlatmak ve de kişisel görüşlerimi paylaşmak istiyorum..

Okuduğum kitap, ‘Kırmızı kitap’ yazarı ise Muhammet Kutlu..

Geçtiğimiz Nisan ayında katıldığım Doğu gezisimizde almıştım.. 300-400 tl’ye varan kabarık faturalı kitaplarımla beraber..
Bir türlü okumaya vakit bulamamıştım. Geçtiğimiz günlerde, renginden olacak, kütüphanemde gözüme çarptı bu kitap. Elime alıp bir kaç sayfasını okumuştum, çok ilgimi çekmişti. Bu kitap damarlarımdaki kanı coşturan cinstendi bunu anlamıştım. Okudukça okuyasım geliyordu. Ancak o an tüm ilgimi veremeyerek çalışma masamın üzerine kaderiyle baş başa bırakmıştım.

Her gün sabahtan akşama kadar iş yerinde bilgisayar karşısında ter döktükten sonra eve geldiğimde ne bilgisayar yüzü ne de teknolojik birşeylerle alakalı şeylerle uğraşmak istemiyordum. Dünde öyle oldu. Eski aşkım olan kitaplarımla baş başa kalabilmiştim nihayet. Çalışma masamın üzerinde kaderiyle hesaplaşan ‘Kırmızı kitab’ı görünce elime alıp oturdum. Evde de benden başka kimse yoktu, velhasıl rahatsızda edilemiyecektiydim. Aynı eski günlerde olduğu gibi. Baya bir heyecanlanmıştım. Dakikalar geçtikçe saatlerde birbirini kovalar olmuştu. Bir türlü kitaptan kopamıyordum, kalkıp ışığı bile yakmaya hevesim yoktu. Bu kitap bambaşkaydı. Bu kitap hayallerimin yazılı bir entelektüel versiyonu gibiydi. Okudukça, umutlarım birer birer tekrar yüzeye çıkıyordu. Sonra namaz vesilesi ile ayrıldım kitabımdan. Namazda bile düşünceler beni bırakmıyordu. ‘Rabbim birde gerçek olsa, şu kitap yüreklerimize biraz su serpse, içimizdeki özümüz, kanımız dirilse.. Rabbim..’ diye geçiyordu her ‘Allahu Ekber’ deyişimde.. seçdelerimde. Sonra saatimi yatsı namaz vaktine göre ayarlayarak tekrar okumaya koyuldum. Kitabın başında da belirtilmişti aslında, bu bir vatan kurtarma destanıydı. Velhasıl sonu belliydi. Ancak insan nasıl olduğunu ciddi merak ediyordu. Bende de farklı olmadı. Böyle bir roman tarzına pek rastlamamıştım bugüne kadar. Kitabın her satırı büyüleyici ve etkileyici olmakla beraber, aklıma bazen abartılmış gibi olduğunu düşündüren şeytan boş durmuyordu. İdealist olmak gerekiyor dünya’da ki birşeyler başarabilelim. Herkesin bildiğini yaparsak zaten milletçe en büyük güçlere nispet yapamıyoruz. Onları bir türlü geçemiyoruz, geçmeyi bırak yakınlarına bile gelemiyoruz. Bu böyle olmaz diyen yazarımız güzel satırlarla okuyucusunu büyülemeyi, düşündürmeyi, şahlanmayı hedeflemişti belli ki. İçimdeki vatansever, milli duygular her satırda, her olayda tekrar tekrar diriliyordu. Kalbim normalin aksine daha hızlı bir ritim tuturup atıyordu. Kitabın bana kattığı heyecan önemsenmeyecek boyutta değildi. Gençlik yıllarımdan bu yana hep hayalini kurduğum TürkiyeMden bahsediyordu. Kitapta baş rolü üstlenen Başbakan Mehmet Demir ise gücünü ümidini tümüyle Rabbine inancından ve de vatan sevgisinden Türklüğünden almaktaydı, almıştı. İçimdeki İmâni ve Milliyetçi hisler iyice kabarmıştı. Kitabı bitirmeden uyumaya niyetli değildim. Oysaki bugün erkenden işe gelip yarım kalan işleri bitirmem gerekiyordu. Hiç biri umrumda değildi. Zaten yakın zaman içinde iş hayatımda da önemli değişikliklere gidecektim. Burda vatanın nasıl kurtulabileceği yazıyordu hemde ap açık bir şekilde. İnsanın aşka şevke gelmemesi muhtemel değildi. Tabiki asli özü Türk olmayan ve de BOP’a güven bağlayan biri bu kitabı okuduğunda, hayalci diye nitelendirmeyi tercih edecektir. Ben elhamdülillah Türk ve de Müslümanım! Kısacası kitabı çok beğendim! Beğenmekten öte, belki de şimdilik hayal diye rafa koyduğum nice projemi, düşüncelerimi tekrar gönül rafımdan alıp öncelikli iş ve sorumluluğum olarak kabul ettim. Gün artık dün değil! Şahlanıyorum inşAllah..

Eski ve yeni günlerimdeki gibi..
Irkçı eylemlere karşı konuşmama kararında direten..
Kürt problemi üzerine 18 yaşını bile doldurmadan bir çalışma yapan..
Milliyetçi-Müslüman kimliğiyle küçük yaşta sabit bir kimlik edinen..
Birebir ırkçı parti destekçileriyle sözlü vuruşan, tek yürek sahibi..
Bir an bile duraklamadan.. yoluna devam kararı alan.. dönen çarktan.. işinden geçen..
Ben değilmiydim?

Yanlış anlayan olacaktır elbet, ama bu benliğimi kabartmak için yazdığım satırlar değildir. Bunlar birebir gerçeklerdir. Yazıyorum ki yazdıkça.. eskileri yad ederek daha ileriye atılmak gerektiğini anlıyayım, kavrayım. Kavrayıp aktif şekilde hedefim olan, ve herşeyden kutsal olan Milli-İslam davası adına çalışmalar yapıp, hedefe ulaşayım. Hedefin büyük olsun ki.. azmin ve aşkın ve şevkin de bu denli olsun. Dayandığın güç O kadar büyük olsun ki, bir an bile tereddüte düşmeyesin!

Anlatacaklarım şimdilik bu kadar..
Rabbim Muhammet Kutlu abimizden razı olsun inşAllah!
Hep birlikte o günleri de O’nun izniyle göreceğiz inşAllah! Benim inancım tam!

Saygılarımla..

AlpEren TRK
6 Ağostos 2009
Kontich – Belçika


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın