Dostlar, şimdi sizinle paylaşmak istediklerim, düşüncelerimin birikimi, belki de bir duygu selinden ibaret. İnşAllah canınızı sıkmam. Yazmak ve yazmamak arasında gitgeller yaşadım, yazmaya karar verdim.. belki okuyanlarınızdan fikirlerini beyan ederek cümlemize yardımcı olurlar.. şimdiden teşekkürler..

http://th06.deviantart.net/fs17/300W/i/2007/126/1/5/without_life__youd_be_dead_by_youreuglykbie.jpg
Neyse sözü kısa tutayım. Bir kaç gündür aklımı oyalayıp duran bir soru var, ‘ölüm mü? yaşamak mı?‘, yanlış anlaşılmasın biliyorum böyle bir seçeneğimiz yok. Hayatımıza başlarkende hiç irademizin bir payı olmamıştır, ölümümüzde de olmamalı. Ancak.. hayatın anlamını öğreneli çok oldu, ancak özümseyebildik mi? Hakiki anlamda kulluk edebildik mi? Rab yolunda yürüyebildik mi? Yoksa yaşadıklarımız ağır geldi, düşüp dönmeyi mi düşündük? Yoksa, döndük mü? Rabbim esirgesin ama.. insan ciddi anlamda bir düşünmeli.. hele Mübarek Üç aylardayken, insanın bence en çok yapması gereken şeylerden.. iç hesaplaşma.. tüm samimiyetimizle kendimizi sorgulamamız. Aman! Dikkat! benim gibi yapmayın, günün ilk ışıklarıyla sabah vaktine kadar aynı soru zihninizi meşgul etmesin.. inşAllah burada bu sorunun mantıklı bir cevabını beraberce buluruz. Şimdi yazıyorum, ama hiçte düşünmedim, şunları şunları yazayım diye.. yazıyorum bakalım, bende merak ediyorum neler çıkacak.. aslında düşüncelerimi anında döküyorum, kendim için belki de bir nebze feyz alanlar olur diye buraya yazıyorum. Şimdi soru gelince aklıma, diyorum ki, bazı durumlarda ölüm ne güzel baldır bazende diyorum ki yaşamak lazım gardaşım! yaşamak! Meraklanmayın, açıklamasını yapmaya gayret göstereceğim..
- Ölüm ne güzel baldır.. - aklıma eski bir şiirimin mısraları geldi ama oradan da ilham almadan yazmaya devam inşAllah -
Ölüm ne güzel baldır..
Her gününü boşa geçirdiğinin
İdrakine vardıkça..
Derin derin bir yara açılır..
Kulluk edemediğini düşündüğünde
Pişmanlıklar içinde
Kendini kaybedip çıkmazlar
Meskenin oldukça..
Yaşamın ne anlamı kalıyor ki?
Madde için yaşanır mı?
Niyetimizde O’nun rızası yok mu?
Yaşam neye yarar ki?
Sabah kalk, işe git, çalış, gel
Yemeğini ye, yat, kalk ve aynı senaryo..
Arada vakit bulursan kendi nefsin
İçin pay kapıp sarhoşane
Unut kendini, dal nefsi arzularına..
İSTEMEM! Ölüm gelsin o zaman diyor insan..
Sonra
- Yaşamak ister gönlüm.. olsada dünyevi zulüm..
Yahu amacımız belli, dünya’ya gelmişiz kardeşler..
gelmişiz işte yapacaklarımız var..
ölümü istemekte neymiş..
Rabbim isterse dirilir O isterse ölürüz..
O herşeye kadirdir..
Bizim görevimiz belli..
O’nun rızası uğruna, ömür denilen emanetini kullanmak
Yani burda bizim birşeyimiz yok
Verdiğimizde yok
Hep O hep O..
Emanete hiyanet olur mu?
Bilmiyorum ancak benim kitabımda yazmaz kardeşler!
Tamam yaşamayı kabul ettim.. görevimiz var..
Ama hakkını veremiyorum en iyisi öleyim de en azından
Bu yükün ağırlığından kurtulayım
Dedirtir nefis arada sırada..
OLMAZ!!! Sana verileni SEN nasıl alırsın!
Sana verilen görevi nasıl yerine getirmeden
Kolaya kaçarak sıvışmayı düşünürsün?
Bu insanlık kitabına sığar mı bilmem emmeee.
Benimkisine sığmaz dostlar..
İşte böyle yaşasan bir türlü.. ölsen bir türlü..
Ya bir ablam dememişmiydi..
İTAAT ET KURTUL..
Harbiden ya.. şimdi filmi tekrardan sarsak..
Dünya’ya geldik.. yıl 1985
…
…
…
yıl 1995
…
…
…
yıl 2004
yahu birisi stop’a bassın! Ömür geçiyor, ben arkasından koşuyorum, DUR!!!! diye bağırsamda elimden birşey gelmez.. zar zor olsada ömür durmasada, rutin yaşantıma DUR diyorum.. elime bir plak tutuşturmuşlar.. bunu dinlersen, uygularsan, günde şu kadar defa, belki bir ümit kurtulursun.. hadi be, ciddi mi diyorsunuz? eee kolaymış diyerek Bismillah çekerek.. sarılıyorum İSLAMA.. bir kaç hafta bir kaç ay transa geçmiş gibi şükür elhamdülillah uyuyoruz harfiyen.. sonra bir zaman sonra yine baş belası NEFİS çıkar karşıma.. azar azar geçmişe çaresizliğe boşluğa sürüklenir hayatım.. kendince binbir türlü bahaneler üretmesi de cabası..
Ya yaşamanın hakkını veremiyorum, zayıfım iradem yok ve sayre.. diyerek kendimi kandırıyorum.. sonra da bir an duraklıyorum, ve etrafıma bakıyorum, ne irade eksikliği kardeşim ya, kime yutturacaksın? kendin inanıyormusun ki? Küçüklükten bu yana, hayat hikayenin baş rolünde daima kale gibi iraden.. İMANİ konulara gelince mi iraden çöküyor birden? Tüh sana, sana da iradenede..
Az da olsa silkelenip tekrar yola koyuluyorum.. düşünceler sarıyor yine zihnimi, harbiden meylediyorum ama başaramıyorum.. ölüm mü? yaşamak mı? elimde değil emmeee… yine de dualarıma girer oldu..
Hakkını veremiyeceksem bu canın.. bu canın ne anlamı var? Verdin ama ben hakkını veremiyorum AL demek ne haddime.. ancak böyle devam ederse.. zaten bir bacağımız batmış.. böyle devam ederse hiç kurtuluşumuz olmaz.. ikilemlere giriyorum.. Rabbim samimiyetimden anlar kimsenin anlamadığı kadar belki de yüzsüzlük ederek O’ndan güç diliyorum.. hayatın hakkını verebilmek için..
yani sonuç olarak.. yaşamak lazım.. zaten seçim hakkımız diye birşey söz konusu olamaz.. O’ndan geldik O’na gideceğiz, O istedi biz olduk, O isteyecek biz toprak olup … dirileceğiz.. bizim olmayanda nasıl hak talep ederiz ki? Yaşamak lazım ama ölümünde idrakinde olmak gerek.. ama kurtuluş olarak görmemek.. belki de yaşamanın daha da hakkını vermek için çaba göstermemiz için sadece bir destek olabilir.. Üç durak.. ölüm ise SON durak değil.. yani yaşayıp O’nun rızasını kazanalım ki, SON durağımız O’na yakın.. O’nun sevdiklerine yakın olsun..
Off ne anlatmak istemiştim, neler anlattım.. kafanızı şişirdim..
Yorumunuzu dört gözle bekliyorum, siz ne düşünüyorsunuz? Fikirleriniz, görüşleriniz…
Teşekkürler..
Saygılar..
AlpEren TRK
Brüksel!
Buda $ehzade’nin yüreğinden…
Yaşamak mı, Ölüm mü?
Marifetmidir ki yaşarken beden,
ölmüş olmak azrailden geçmeden,
bir beden ki dimdik ayakta,
ruhu kimbilir toprağa doymakta,
varlığın özünü bilmeden,
O nur’dan gülyüzünü görmeden,
marifetmidir ki böyle yaşarken,
varların içinde yok olmak, bende varım derken,
yoklugunu bile bilmeden?
bizler varlık iddiasinda küstah yoksullar,
bizler boşa geçen zamanda yolcular…
varlığım seninledir, gülyüzün olmasa,
neylesin kıtmir, kokun duymasa,
Yaşamak istemem, SEN olmazsa,
Sen gibi bir lale, istemem baska yare…
ölümde istemem, sensiz toprağıda…
ama sonu sana varacaksa,
isterim yaşamak, yine SEN uğruna,
Bir kez daha gülyüzün…
Görmez başka gözüm,
bilmem Başka hüzün…
sonunda adın olacaksa,
yinede gelsin ölüm,
bembeyaz gelinliğim,
Düğün arabamdır, omuzlarda gezdiğim,
vuslatımdır kara toprak,
imza atılmış kâlu belâda yüzümüz ak,
Haktır ölüm, yanacaksa yansın gönlüm,
Son kez daha gülyüzün, varlığın, özün…
Efendim, sensizliktir benim ölümüm…
Allah’ın selamı üzerinize olsun…
$ehzade
$ehzade kardeşiM!
Öncelikle blog’umu ziyaret edip yazılarımı okuyup yorum yazmaya vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Rabbim razı olsun inşAllah!
Yazınıza cevaben bende bir kaç satır yazmak isterdim ama sizin yazınız yanında boş ve anlamsız bir çaba olacağı aşikardır bu yüzden cümle halinde bir kaç satır yazmak istedim.
Siz gönlünüzün en derinliklerinden haykırmışsınız güzeli olması gerekenleri.. bunun yanısıra realist davranarak olanları da anlatmışsınız özenle seçtiğiniz kelimelerle. Sanki bir mozaik işler gibi işlemişsiniz sözcükleri tane tane. Kelime hazinenizden bahsetmek bile istemiyorum.. Gören göz ve duyan kalp kılavuz istemez.
Belli ki EfendiMize karşı sonsuz bir sevgi besliyorsunuz.. hayran kalmamak elde değil!
Yorumunuz ve yazınızla bu konuya ap ayrı bir boyut kazandırdınız.. Rabbim razı olsun inşAllah..
O’na emanet olunuz.
Selametle.
AlpEren TRK