Ne sağ ne sol! Orta yol!
Bu yazıyı yazıp yazmamak arasında kararsız kaldım..
Bismillah çekip başladım bakalım.. Neler dökülecek kalemimizden bir Rabbim bilir bir de yüreğim..
Avrupa’da doğup büyümüş olmama rağmen Türkiye’nin gündemi her zaman daha fazla ilgimi çekmiştir, çekmektedir. Çalışmalarım esnasında bir kaç internet haber sitesi daima açıktır ve de 20 dakika da bir yenilenir. Yeni olaylar oldu mu olmadı mı merak ederim. Merakta kalmaz görür görmez okumaya başlar ve tüm çalışmalarımı unuturum. Rabbim öyle bir şey lutuf ediyor ki, elhamdülillah işlerim aksamıyor. Bu devran böyle başladı böyle gidiyor. İşveren memnun ben memnun. Sözü fazla uzatmadan, asıl incelemek ve sizinle paylaşmak istediğim Türkiye’deki politik iklimden açmak istiyorum sözü.
Kendimi bildim bileli, babam sağolsun, Türkiye’deki politikalarla haşır neşirim. Atatürk’ten tutun Menderes ve Bayar üzeri Gezmişe, darbelere, sağ sol çalkantılarına kadar bilgim mevcuttur. Türkiye’nin politik tarihi gerçekten ilgi çekici. Büyüdüğüm ortamda fazla Türk olmadığından, ve de solculuk, Che, Marksizm hayranlarının çoğunluğundan olsa gerek, sol diye adlandırılan görüşü detayına kadar bilirim. Bu kesimde merdi, davasına sadık olanı, namerdi de, dava bilmeyen gösteriş budalaları da var. Her kesimde olduğu gibi! Bir zamanlar darbecileri destekleyip oğullarına Kenan ismini verecek kadar saf yürekli insanlar bile bulmak mümkün. Ne bilsinler oynanan oyunları, kurulan düzenleri, halktan yana görünüp halkı soyanları.. ne bilsinler. Bu insanlara kızamıyorum, kızmakta istemiyorum. Saf oldukları için, benimserler, severler, kendilerinden çok onları konuşuru onları idealleştirirler ve bu şahsiyetleri unutmamak için çocuklarına onların isimlerini verirler veya aksine vermezler. Aynı bir dönem Celal ismine uygulanan anlamsız yasak gibi. Ben bunları küçük yaşta duyup birer birer aklıma beynime işlerken kendi duruşumda belirleniyordu. Farkında değildim bu ayrı konu. Samimi solculukta benimsediğim ve sevdiğim unsurlar bulunuyordu ama hiç sevmediğim unsurlarda vardı.
Örneklendirmek gerekirse, mesela dine aşırı bir tepki olduğunu gördüğüm an gerçekten içim çok sıkıldı ve bir nevi başka arayışlara girdim. Aslında hiç bir zaman solcu olmadım, sadece öyle bir ortamda büyüyüp yetiştiğim için, başka da hiç bir akım ideal düşünce görmediğim için bir yaşıma kadar hayranlıklarımı gizleyemedim. Ta ki düşüncelerim olgunlaşana dek.. başka arayışlara girene dek. Küçüklükten beri önemsediğim İman ve din unsuru, hayatımın vazgeçilmez bir parçası, beni bu akımdan iyice uzaklaştırdı. Anlayamıyordum, haklı’dan ve haktan ve halktan yana olan insanlar, dünya’ya hayranlık duyanlar nasıl olurda inkara kadar giden bir yolda yürüyebiliyorlardı. Solcu kesim içerisinde gerçekten dindar, ve dini sadece İslamiyetle sınırlandırmak istemiyorum, insanları göremedim. Bunu Avrupa için söylüyorum. Türkiye’de durum nasıl bilmiyorum. Ümid ediyorum ki hem solculuğun güzel taraflarını benimseyip hemde dindar insanlar bulunuyordur güzel ülkemde.
Güzel özellikler, güzel ideallerden konu açılmışken solculukta kendimi bulabildiğim bazı konulara değinmek isterim. Tabiki bu yazıya sığmaz ve elbet anlattıklarım özet ve kısır kalacaktır ancak yine de değinmeden geçmek istemiyorum. 12 yaşımda Che’nin hayatını okuduğumda, dedim ki insan ölümü göze alıp herşeyi feda edip – bilmeyenler için Che doktordu- ‘ezilmiş’ insanlar için birşeyler yapmayı, onların ‘hakkını’ aramayı gaye edinebilir. ‘Ben’ dedirtten bir toplumda büyüyen bir insan olarak, bu karşılık beklemeden atılan adımlar, adanan hayat beni çok etkilemişti. Aynısını Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yaptıkları, inandıkları ve üzücü ve acı sonlarını araştırdığımda yaşadım. İnsan bir düşünce bir dava için ölümü nasıl göze alabilir. Bu insanların dindar olmayıp Allah’a inanmadıkları da mevcut kayıtlarda sabittir. Deniz Gezmiş’in idamından önce yaptığı savunmada söyledikleri de bu açıdan çok çarpıcıdır.
Herkesin hayatında arayışa girdiği yıllar vardır. Benim hayatım da farklı olmadı. Arayışa girdim, çünki benimsediğim Öz kimliğim ve de İslamiyet bayrağı birleştirecek birşeyler, bir düşünce arıyordum. Oysa etrafımda bu düşüncemi paylaşan kimse yoktu. Ailem politika’yı yıllar öncesinin aksine uzaktan takip ile sınırlandırıyordu. Yorum yapılırdı ama sosyal hayatta asla açık açık fikirler söylenmezdi veya parti tutulmazdı. Herkes bilir 90’lı yıllarda Avrupa’yı bir Milli Görüş furyası sarmış ve herkes Gençlik Şölenlerine katılabilmek için saatlerce yol kat edebiliyordu. Ailemde bundan nasibini aldı. Oğluna Kenan ismini koyanlar Kur!ana sahip çıkar oldu. Güzel gelişmelerdi. Milli Görüş furyası çok insanı içine aldı, ve adeta kör eyledi. Sarf edilen sözler, gurbetçilerin özlemlerini hasretlerini kulanarak, yalancı vaadlere dönüştü. Sonra olan olaylar zaten aşikar, Holdinglerle yapılan vurgunların faturası yine saf yürekli amcalarımıza dedelerimize kesildi. Oysa onlar bu sermayeleri alın terleriyle kazanmışlardı, kurmuşlardı. Türkiye’de oldum olası sevmediğim bir unsur politika’ya dinin alet edilmesi. Edilmiyor denilsede gören göz kılavuz istemiyor. Herkes yapıyor demiyorum ama tarihin tozlu sayfalarını karıştırmaya cesareti olan herkes bu gerçeği yalanlamaktan çekinir. Bende çekiniyorum, hatta haykırıyorum. Artık insanların saf duygularıyla oynamasın kimse. Ne oynayanlar ne de sözde muhalif safta bulunanlar. Birinin hatası başka bir tilkinin ekmeğine yağ sürmesin. Elhamdülillah ki son yıllarda durum değişmeye başladı. Şimdi sözlerimi başka tarafa çekmek isteyenler elbet olacaktır. Şimdiden söyleyim ki, bari en azından boş suçlamalarına ‘Tayyipçi’ de eklenmesin. Hadi bakalım hodri meydan. Yiğidin hakkını yemeyelim. Yaptıkları ortada.. değiştim sözüne inanmasamda, değişmesini de destekleyenlerden değilim zaten. Anlayan anladı. Mesaj belirli mevkilere ulaşmıştır inşAllah. Tekrar benim yakın tarihime bakarsak, arayışım merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun – Rabbim rahmet eylesin inşAllah – bir konuşmasını dinledikten sonra sonlanmıştır. Benim savunduklarımı, yıllarca yüreğimde biriktirdiklerimi dile söze döken adam gibi adam bir abi bulmuştum. Sevincim içim içime sığmıyordu. Sonraki yıllarda tarihi daha da bir irdelemeye başladım. Bilmediklerim birer birer gün ışığına kavuşurken, şaşkınlığım ve hayranlığım birbirine karıştı. Sağ sol çatışmasında sadece sol a değil sağ kesimin de işkencelere maruz kaldığını öğrendiğimde, gerçekten de kendi kendime içerledim. Türk medyasından bazı yazarlardan tiksindim. Yahu insan objektif bir şekilde olayları hiç mi aktaramaz. Aktaramaz, çünki insanız. Düşüncelerimiz ve görüşlerimiz var. Medya içinde bile sağ sol çatışması var. Off offf Allahım yar ve yardımcımız ol inşAllah. Bu konuda gerçekten çok müzdaribim. Gün geçtikçe öğrendim, araştırdım soruşturdum bugüne geldim. Muhsin abimin çizdiği yolu özüm gibi benimsedim. Benimsemekteyim. Sağcısın deseler, değilim demem. Solcusun deseler, değilim demem. İki kesimin de sevdiğim özellikleri var. Ben kendimi AlpErenlik yolunu benimsetmişim ki AlpErenin önemsediği üç şey vardır, birincisi İman, ikincisi Vatan, üçüncüsü ise Yar. Bu üçgene uyan ya uydurulabilecek her akıma sempatim var. Politika’dan ayrı ve daha önemli şeyler var hayatta. Başta da belirttiğim gibi İman. Politika sadece gayelere ulaşmak için bir araç olabilir. Politika asla amaç olamaz. Tarihin de bize sunduğu örnekler bunu destekliyor. Gerçekten büyük düşünce ve dava sahibi insanlar asla kendileri adına politika’dan bir pay biçmemişlerdir. Yakın tarihe bakarsak Che’nin ölümünü örnek olarak sunabiliriz. Che che derken yanlış anlaşılmasın. Aslında en büyük Düşünür Dava Adamı, İdealimiz Peygamber Efendimiz – Sav- dir. Düşündüğü gibi yaşayan, hareket eden, kararlar alan Efendimiz. O bizim bu çağda tanımladığımız Sağ ve Sol kavramlarına sığmayan, herkesin gönlüne hitap eden, ayrılıklardan çok birliklere yoğunlaşan duruşuyla herkesi mest eden Efendimiz. Bu yüzden ne sağcıyım ne solcuyum. Ben O’nun yolunu tutmuşum..
Nerden nereye..
Yazıyı yazdığım gibi ekliyorum, yorumlara, eleştirelere daima açıktır yüreğim, hatalarım yanlışlarım varsa düzeltin.
Hataları düzeltilmeyen insan hata yaptığının farkına asla varamaz.
Allah razı olsun inşAllah..
Rabbime emanet.
Selametle.
A_T
Sizin de bi payeniz olsun..