Bir gün ve bir kaç saat kaldı. Yıllarca içimde biriktirdiğim vatan özlemini az da olsa dindirmeme kalan sadece bir kaç saat. Şu an nasıl duygular içerisinde olmalıyım bilmiyorum. Ne tam sevinebiliyorum ne de bir heyecan his ediyorum. Gideceğim için tabiki mutluyum ancak kafamda binlerce soru dolaşmakta. Vatanda ziyaret edeceğimiz yerler önceden belirlenen şehirler. Bu şehirler arasında Şanlıurfa, Gaziantep ve Mardin de bulunuyor. Yani asıl memleketim dediğim Afyon’umdan hayli uzak. Merak içindeyim. Geçen günlerde geziye odaklanamadım bir türlü. Günlük hayattaki koşuşturma sevinmeme ve de geziyi düşünmeme bir türlü izin vermiyor. Bugünde bu günlere göre istisna değil. Beynimi meşgul eden iş yerindeki sorunlar sevincimin önüne geçiyor, ruhum daralıyor. Sonra bir an düşüncelerim geziye odaklanıp yüzüme bir tebessüm şeklinde yansıyor, sonra sarsılıp kendime geliyorum. Tekrar bilgisayar karşısına geçip hızlı bir ritim içerisinde bitirmem gereken dokümanları bitirmeye gayret ediyorum. Bir taraftanda çekebileceğim saf ve pürüssüz insan manzaraları gözümde beliriyor. Anlayacağınız, fikir trafiğim çok yoğun bu günlerde.
Düşünüyorum da bir insan çeşitli işlere nasıl ilgisini yoğunlaştırıp fikir ve düşüncelerini düzenleyebilir? Ben yıllar içinde bunu bir türlü beceremedim. Beceremiyorum. Bir iş bitmeden başka bir işe yoğunlaşamıyorum. Şu anda da durum farklı değil. Eminim ki son saatlere kadar yine iş meseleleriyle meşgul olup son bir kaç saat ya da dakikada gezime, tatilime ? , hazırlanıp valizimi kaptığım gibi kendimi havalimanında bulacağım. Oysa durum çok farklı olmalıydı. Vatanını ve vatana ait meseleleri dünya’da herşeyden üstün tutan ben, nasıl olurda fiilen bu kadar lakayt kalırım. Anlam veremiyorum, anlayamıyorum.

http://th07.deviantart.com/fs20/300W/i/2007/297/4/b/VATAN_by_Nikolof.jpg
Az önce yine iş yerinden arayan iş arkadaşlarımda her şeyin üzerine tuz biber olup canımı sıkıyor. Herşeyi bırakıp kimsenin beni bulamıyacağı bir dünya köşesinin hayalini kuruyorum belki de gün içerisinde 15inci defa olarak. Derin bir düşünce akımı içerisinde buluyorum kendimi. Yine merakım beliriyor. Yıllar önce koyduğum hedefler geliyor aklıma:
- !Arjantin!in bilinmeyen bir köşesinde kalmış bir okulda ders vermek
- Nizam-ı Alem için etkisi büyük isimsiz adımlar atmak, bir işin temelini oluşturmak
- İslamiyeti duyurmak adına bir nebze gayret bir nebze hareket ve aksiyon eylemek
- Şehid şerbetini içmeye layik bir ‘Kul’ olabilmeye gerçek anlamda çaba göstermek
- … ve şu an aklıma gelmeyen daha nice hedefler.
Düşünceler biriktikçe, dünya hayatında neler peşinden sürüklendiğimi yine tartma imkanı bulup, içimde bir çoşku doğuyor. Eğer ki benlik adına birşeyler peşinde olsaydım, şu an sadece ve sadece işime yoğunlaşırdım. Ama yapamıyorum. Aklım fikrim hocaMın söylediklerinde. Adeta artık maddiyattan bıkıp manevi haz peşine düştüm. Farkındayım. Şu an çizdiğim yol ile bu hedefime ulaşmam biraz zor. Ama bu doğu gezisinden çok ümitliyim. Türkiye’nin doğu bölgesi asırlardır maneviyatıyla ün yapan bölgelerimizdendir. Ümidimdir ki bu maneviyattan biraz kapabilirim. Elimde bir amatör fotoğraf makinasıyla hedefim ordaki insanları anlamak ve maneviyatı vücudumun tüm ililklerine kadar his etmek. Hedefim en az 2000 fotoğraf. Gözümüz o kadar şey görür ve beynimize kayıt eder ancak yeni bilgiler ve görünteler geldikçe, eskiden gördüklerimiz ve işlediklerimiz zamanla aşınır ve unutulur. Fotoğraf makinası bence asırlardır yapılan en güzel ve anlamlı keşiflerden bir tanesidir. Ben kendimi fotoğraf aşığı olarak tabir edebilirim. Elime bir fotoğraf makinası tutuşturun, açlığa, susuzluğa, kara, kışa dayanırım. Çünki fotoğraf çekerken hiç birşey his etmiyorum. Sadece çekeceğimi ümit ettiğim, kafamda portrelediğim bir kareyi düşünmekteyim. Bir kareyi çekerken, gelecek kareyi düşünenler kategorisine ekleyebilirsiniz beni. İşte bu garip diye tanımlanan insanlar arasından bir insanım bende.
Şu anda düşünmeden yazdığım şu satırlarda bile duygularım ve birazdan yapacaklarım aklımı fikrimi alıp götürmekte. Size ve bloguma şimdilik veda etmeden sizinle son günlerde beynimi kurcalayan bir kaç olayı paylaşmak istiyorum:
- Muhsin AbiMin vefatı -

http://www.kullartatlar.org/images/news/muhsin_yazicioglu_1__1238442303.jpg
Hala olayın etkisini üzerimden atmış değilim. Bu normal ancak internette ve gazetelerde vefatı ve helikopter kazasıyla ilgili tüm haberleri bir zombi misali okumam ve kendimi unutmam kanaatimce normal değil. Normal olmaması da normal. Çünki benim Muhsin AbiMe beslediğim sevgi ve saygı da normal bir seviyede hiç olmadı. O benim için bir Önder, bir Abi, bir Rehber, bir Ümit Işığı temsil etmiştir ve etmektedir. Fikrimce Muhsin AbiM, cenaze töreninde de görüldüğü gibi, tek Türkiye’min değil tüm Dünya’nın her kısımından, her bölgeden insanlarını bir araya getirmiş olan ve getirecek olan örnek bir karaktere ve duruşa sahib olan bir insandı. Bu olayın daha uzun zaman konuşulacağı ve araştırılacağı kesindir. Vefatının trajik bir şekilde olması bir yana, geçirdiği nice kazalar beyinleri karıştırmakta ve suikast olasılığını da gündemde tutmaktadır. Detaylara girmek benim işim olmadığı gibi bu işi uzman haberci abilere ablalara bırakıyorum. Benim son olarak söylemek istediğim şey şudur ki: Muhsin AbiM bu yol’a senle girdim ve de can çıkmadan bu yoldan dönmem. Bıraktığın bayrağı bir şekilde yükseltmeye çaba göstereceğiz. Bu bizim sana vefa borcumuzdur. Rabbim başta Ailesine ve tüm sevinlerine sabır eylesin inşAllah. Rabbim mekanını cennet eylesin ve de O’nun katında sevilen şehidlerden eylesin inşAllah! Amin.
- Obama’nın Türkiye ziyareti –

Hepimizinde gazetelerden ve televizyonlardan okuyup işittiğimiz gibi, ABD’den çok önemli bir şahsiyeti memleketimizde misafir olarak ağırlamaktayız. Obama dün itibariyle Türkiye topraklarına ayak basmıştır. Obama’nın gelişinden önce çok entrikalar ve çok tartışmalar oldu. Bunlara girmeden bu gezi hakkında edindiğim beynimdeki olumlu ve de olumsuz düşünceleri sizinle paylaşmak istiyorum:
- Obama açık ve net bir dilde artık müslümanların ABD tarafından düşman olarak görülmediğini ifade ediyor
- Obama Türkiye’nin Avrupa birliğine girişini desteklediğini ifade ediyor, ancak Türkiye ve özellikle Erdoğan bundan güç alıp Avrupa peşinden koşmasın. Bizim Avrupa’ya ihtiyacımız yok, aksine Avrupa’nın bize ihtiyacı var. Detaylara girmeden burda değinmek istediğim mesele şudur. Aynı merhum Muhsin Yazıcıoğlu AbiMin de belirttiği gibi Avrupa birliğine girişi tamamıyle kabul etmiyorum ve desteklemiyorum. Ancak Avrupa’nın ileride kendi ısrarları ile bir Avrupa’ya girişi gönlümce destekleyebilirim. Türkiye’nın göz arda ettiği ve unuttuğu Türk – Osmanlı devletlerinin de potansiyellerini de tekrar gündeme taşımak istiyorum. Biz Türk- İslam birliği taraftarlarıyız. Kanaatimizce de Türkiye böyle bir birliğin öncü ve kuruluş temelini oluşturan ve birleştiren ülke rolünü üstlenebilir. Bu nokta itibariyle de Türkiye’nin rolü daha da güçlenebilir. Erdoğan ve takımı biraz da doğuya yönelsin! Tek yönlü değil çift yönlü düşünsün! Obama’ya da saygılarımız sunarız, ziyaretini gerçekten takdir ettiğimizi belirtelim. TBMM’deki konuşmaları ise başlı başına bir yazının içeriğini oluşturabilecek nitelikte.. sizi fazla sıkmadan bu konuyu da burda noktalıyorum.
- Obama Afganistan konusunda barışçıl düşüncelere sahip. NATO zirvesinde alınan kararlarda bu yönde.
- Obama Irak konusunda da Türkiye’ye sonuna kadar destek verdiklerini belirtmiştir. Iraktan ABD’nin çekilmesi anında Türkiye elbette dengeleyici pozisyonu almaktan geri çekilmez inşAllah.
…
- Belçika’da gelişmeler –

http://www.rvv.be/files/1.2282!image/69288375.jpg_gen/derivatives/leftColLarge/69288375.jpg
Tüm dünya emperyalist, politik, dünya sorunlarını tartışırken geçen günlerde tüm Belçika’yı saran bisiklet yarışı furyası da dikkatimi çekmiştir. Burda doğup büyüyen birisi olarak bu bisiklet furyası ve de dünyaca ünlü yarışı ‘De ronde van Vlaanderen’ ‘na gösteren ilgiyi bir türlü anlamamışımdır. Neyse ilgi ve meraklar farklı olabilir, buna saygımız sonsuzdur. Ancak Belçikanın en büyük gazetelerinde ön sayfadan günlerce manşet verilmesi kanaatimce biraz abartılıdır. Belçika küçük bir memlekettir. İnsanları sabah kalkıp işe gider, işini bazen eşindende üstün tutan bir mentaliteye sahiptirler. Fazla kırıcı ve dökücü olmadan diyelim ki, Belçikalılarda kendilerine göre olağın önemli uğraşlar bulup bu dünya üzerinde yaşayıp gidiyorlar. Halbuki Brüksel şehri bu küçük ama bir o kadar stratejik ülkede bulunmaktadır.. ne diyelim.. Yarışı kazan ‘Devolder’ e tebriklerimizi sunarız. Öbür yarışmacılara ve seyircilere ise pek fazla söz bulamıyorum. Daha mühim işlerim var.
- Sosyal sistem içerisindeki duruşum –

Yıllar önce bir abi bana demişti ki.. Meyve veren ağacı taşlarlar. Bilmem bu söz benim için geçerlimidir ancak bu sözün beni bazı anlarda çok rahatlattığı kesin. Belki de kendimi kandırıp rahatlıyorum, Rabbim bilir. Ancak, yıllar yılı ne karakterimde, ne de insanlara karşı tutumumda ciddi anlamda kayma olmamıştır. Elhamdülillah. Ne önyargım olmuştur, ne de düşmanlık diye tabir edilebilecek davranışlar. Enaniyet kabarması değil bu sözlerim. Sadece kendimi tartmama bir taban hazırlayan sözlerdir. Benim hatalarım yok mu? Tabiki var. Mesela, fazla saf olup herkesin söylediği sözlere inanıp aldanmak, tekrar tekrar aynı hatalara düşmek gibi.. Geçen aylar ve yıllarda karşıma çıkıp cephe oluşturan nice insanla karşılaştım. Her zaman sukut içinde, ciddi tavrımı koruyup susmayı eyledim. Yeri geldiğinde nice nice sözler biriktirip yuttum. Ortalığı küçük meselelerle bulandırmamak için. Daha mühim meseleler var çünki. Ben sustukça üzerime çullanan insanları da Rabbime havale ediyorum. Benim duruşum değişmez, değişmeyecek. Hakları elbet geçmiştir üzerime. Hepsinden helallik istiyorum ve ümit ediyorum ki bana haklarını helal ederler. Fazla açık sözlü olup bazen yanlış anlaşılan aciz kardeşinizi af edersiniz inşAllah.
Kısa tutayım derken baya uzun bir yazı oldu. Hakkınızı helal edin, inşAllah fazla canınızı sıkmamışımdır. Çarşamba günü 17.10 uçağıyla vatanıma doğru yol alacağım. Elimde elbet bir kağıt parçası ve kalem olacaktır. Tüm gezi boyunca sağdan soldan edindiğim bilgileri ve hisleri not edip inşAllah geri dönüşümde sizinle paylaşmak niyetlisiyim. Hakkınızı helal edin!
16 Nisan çarşamba günü görüşmek dileğiyle,
Rabbime EmanetiMsiniz,
Selametle,
AlpEren TRK
Brüksel
Sizin de bi payeniz olsun..